Yaz Tatilinde Ekran Süresi Tartışması

Üsküdar Üniversitesi'nden Seher Sav, yaz tatilinde çocukların ekran kullanımını değerlendirerek, sorunun bağımlılıktan ziyade sorumluluk alışkanlıkları ve ebeveyn-çocuk ilişkileriyle bağlantılı olduğunu vurguladı.

Yaz Tatilinde Ekran Süresi Tartışması
3 dakikalık okuma

Yaz tatilinin gelmesiyle birlikte, çocukların dijital cihazlar önünde geçirdiği zaman yine gündemdeki yerini aldı. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Seher Sav, bu konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. Sav'a göre, geçmişte sokaklarda oyun oynayarak vakit geçiren çocukların yerini büyük ölçüde dijital dünyada sosyalleşenler aldı. Bu değişim karşısında aileler ve uzmanlar genellikle ekranı bir bağımlılık problemi olarak ele alıyor.

Dijital Ekranlar ve Oyun Anlayışı

Psikolog Seher Sav, çocukların gelişim süreçlerinde oyunun merkezi bir rol oynadığını ve bu isteğin çok güçlü olduğunu belirtti. Sav, çocukların oyunları engellendiğinde öfke veya saldırganlık gibi tepkiler verebildiklerini ifade etti. Çocukluk döneminde oyunların, sohbetlerin ve akranlarla geçirilen anların zaman kavramından bağımsız olduğunu, çocuğun yaptığı etkinliğe kendini kaptırdığını ve zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğini dile getirdi. Eskiden bir çocuğun sabahtan akşama kadar saklambaç oynamasına 'saklambaç bağımlılığı' denmezken, günümüzde ekran karşısında belirli bir süre geçiren çocuklara kolayca 'ekran bağımlısı' denilebildiğine dikkat çekti. Bu durumun, çözüm olarak çoğu zaman ekran kullanımını sınırlamayı gündeme getirdiğini vurguladı.

Uzmanların genellikle günde 1 ila 3 saatlik ekran süresi önerdiğini belirten Sav, birçok ebeveynin bu önerilerin gerçek hayatta uygulanmasının zorluğunu deneyimlediğini söyledi. Sav, konuya daha soğukkanlı ve gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini savundu. Bir çocuğun tek bir etkinlikle uzun süre ilgilenmesinin tek başına bağımlılık anlamına gelmediğini, asıl değişimin, eskiden sokakta oyun oynayan çocukların anne-babalarının sözünü daha kolay dinlemesiyle, bugün ekran başındaki çocukların istekleri ertelemesi veya duymamazlıktan gelmesi olabileceğini ifade etti. Bu durumu hemen bağımlılık olarak adlandırmanın, bizi asıl sorundan uzaklaştırabileceği uyarısında bulundu.

Sorumluluk Bilinci ve Aile Sözleşmesi

Seher Sav, ebeveynlerin ekran süresinden ziyade çocukların sorumluluk alışkanlıklarına odaklanması gerektiğini belirtti. Konunun teknoloji bağımlılığı olarak değil, ebeveyn-çocuk ilişkilerindeki ve sorumluluk alışkanlıklarındaki değişimler üzerinden ele alınması gerektiğini savundu. Sorumluluklarını yerine getiren bir çocuğun ekran karşısında uzun süre vakit geçirmesinin onu teknoloji bağımlısı yapmadığını, günümüz çocuklarının oyun ve eğlence anlayışında ekranın önemli bir yer tuttuğunu kabul etmenin gerekliliğini vurguladı. Ekranı tamamen yok saymanın veya hayatlarından çıkarmaya çalışmanın gerçekçi olmadığını, önemli olanın sınırları yalnızca süre üzerinden değil, sorumluluklar üzerinden belirlemek olduğunu ifade etti.

Çocuklara ekran konusunda sınır koyarken sadece süre odaklı yaklaşılmaması gerektiğini belirten Sav, ister yaz tatili olsun ister okul dönemi, sınırların öncelikle sorumluluklarla ilgili olması gerektiğini söyledi. Ödev yapmak, kitap okumak gibi akademik etkinliklerin çocuklar için her zaman cazip olmayabileceğini hatırlattı. Okuldan gelen veya yaz tatilinde uyanan bir çocuğun sorumluluklarını yerine getirmeden doğrudan ekran başına geçtiğinde zaman kavramını kolayca kaybedebileceğini, bu durumda yapılması gereken işlerin ertelenebileceğini veya unutulabileceğini belirtti. Bu nedenle, çocuklara 'önce sorumluluk, sonra keyifli etkinlik' alışkanlığının kazandırılması gerektiğini vurguladı. Akademik sorumluluklar tamamlandıktan sonra çocuğun özgür bırakılması gerektiğini ifade etti.

Ekran kullanımının her zaman zararsız olmadığını da hatırlatan Seher Sav, ailelerin çocuklarının hangi dijital platformlarda vakit geçirdiğini bilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle çevrimiçi mesajlaşma imkanı olan oyunlarda, çocuktan yaşça büyük kişilerle iletişim kurulmasının risk oluşturabileceği konusunda uyardı. Eskiden ailelerin çocuklarının sokakta kiminle oynadığını takip ettiğini, bugün de çocukların çevrimiçi ortamlarda kimlerle etkileşim kurduğunu bilmenin önemine değindi.

Yaz tatilinin, ekran konusunda sorun yaşayan aileler için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Sav, ailelerin çocuklarıyla birlikte kısa ve ciddi bir toplantı yaparak yaz tatiline dair ortak kararlar alabileceğini ve hatta küçük bir 'yaz tatili sözleşmesi' hazırlayabileceğini önerdi. Sadece 'ekrana bakma' demenin yeterli olmadığını, çocuklara sosyal ve akademik etkinlikler konusunda yönlendirme yapılmadığında dijital mecraların kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Bunun yerine, çocuğun yaşına ve sınıf düzeyine uygun günlük akademik etkinlikler içeren bir yaz tatili planı sunulması gerektiğini, örneğin kahvaltıdan sonra kitap okuma veya tatil kitabından belirli sayfaları tamamlama gibi aktiviteler belirlenebileceğini ekledi.

İlgili Haberler

PMOS Hakkında Kadınların En Çok Merak Ettiği 6 Soru

PMOS Hakkında Kadınların En Çok Merak Ettiği 6 Soru

Sonbaharda Ruh Halinizi Bu Besinlerle Destekleyin

Sonbaharda Ruh Halinizi Bu Besinlerle Destekleyin

Migren ülkemizde her 6 yetişkinden 1’ini etkiliyor

Migren ülkemizde her 6 yetişkinden 1’ini etkiliyor

Osteoporoz sessiz ilerliyor, kırıklar hayati risk taşıyor

Osteoporoz sessiz ilerliyor, kırıklar hayati risk taşıyor