Dirençli Hipertansiyonun Gizli Nedeni

İki veya daha fazla tansiyon ilacına rağmen kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon ve potasyum düşüklüğü, böbreküstü bezindeki bir kitleye işaret edebilir.

Dirençli Hipertansiyonun Gizli Nedeni
2 dakikalık okuma

Dünya genelinde yaklaşık 1,4 milyar, Türkiye'de ise 20 milyon kişinin hipertansiyonla mücadele ettiği tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyonun yaygın nedenleri arasında sağlıksız beslenme alışkanlıkları, genetik faktörler, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı bulunuyor. Ancak, özellikle tedaviye dirençli hipertansiyon vakalarında, böbreküstü bezinde oluşan kitlelerin aşırı aldosteron hormonu salgılaması temel bir neden olabilir.

Böbreküstü Bezi ve Aldosteron Hormonu

Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanılmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve aynı zamanda potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor. Doç. Dr. Köstek, yüksek tansiyonun altında yatan nedenin detaylı bir şekilde araştırılması ve tedavinin bu nedene yönelik planlanması gerektiğini vurguluyor. Vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunun aşırı üretimi, böbreklerde sodyum ve su tutulmasına, dolayısıyla potasyum kaybına ve kan basıncının yükselmesine yol açabilir. Doç. Dr. Köstek, “Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi, aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biridir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle olup olmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir” uyarısında bulunuyor.

Tanı ve Tedavi Süreci

Çoğu zaman belirti vermeyen böbreküstü bezi kitleleri, bu nedenle sıklıkla fark edilmez. Bu durum, hastaların birden fazla tansiyon ilacı kullanmalarına rağmen tedaviden beklenen sonucu alamamalarına neden olabilir. Uzun süre kontrol altında tutulamayan yüksek tansiyon, ilerleyen dönemde kalp ve damar hastalıkları için ciddi bir risk oluşturur. Doç. Dr. Köstek, sürekli potasyum kaybının kas güçsüzlüğünden kalp ritim bozukluklarına kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini ve bu durumda hastaların yüksek miktarda potasyum takviyesi almak zorunda kalabileceğini belirtiyor. Erken tanı ve tedavi bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Tanı sürecinde hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri detaylıca değerlendirilir, ardından hormon testleri yapılır. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık saptanırsa, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleriyle kitlenin yeri belirlenir.

Cerrahi Müdahale ve İyileşme

Cerrahi tedavinin temel amacı, fazla hormon salgılayan böbreküstü bezi kitlesinin çıkarılarak hormon düzeylerinin normale dönmesini sağlamaktır. Doç. Dr. Mehmet Köstek, günümüzde bu işlemin çoğunlukla laparoskopik ve robotik cerrahi gibi kapalı yöntemlerle gerçekleştirildiğini ifade ediyor. “Küçük kesilerle yapılan operasyonun ardından hastalar 1-2 gün içinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde hastaların hormon düzeyleri düzenli olarak takip edilerek, gerekli durumlarda ilaç tedavileri yeniden düzenlenebilmektedir” şeklinde bilgi veriyor. Bu operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç miktarı önemli ölçüde azaltılabilmektedir.

İlgili Haberler

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Mevlid Kandili: Peygamber Sevgisini Yenileme Fırsatı

Mevlid Kandili: Peygamber Sevgisini Yenileme Fırsatı

Aşırı Sıcaklar Beyin Kimyasını Değiştiriyor

Aşırı Sıcaklar Beyin Kimyasını Değiştiriyor

Şiddet Yükselişi: Medya ve Kültürel Etkiler

Şiddet Yükselişi: Medya ve Kültürel Etkiler