İTO ve Denizcilikte Dönüşüm Çağrısı
Mustafa Can, İstanbul Ticaret Odası'nda şeffaf ve katılımcı bir yönetim modeli ile denizcilik sektöründe güven ve sürdürülebilirlik odaklı rekabet anlayışının önemini vurguladı.
Transboshor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, iş dünyasının geleceğine yön veren pek çok kritik konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) seçimlerinden KOBİ'lerin finansman güçlüklerine, yapay zekânın yükselişinden küresel deniz taşımacılığındaki risklere kadar geniş bir yelpazede görüşlerini aktaran Can, özellikle İTO'da teknoloji odaklı, şeffaf ve katılımcı bir idari yapının gerekliliğine dikkat çekti. Denizcilik sektöründe ise gelecekteki rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil, güvenilirlik, veri yönetimi, risk kontrolü ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle şekilleneceğini belirtti.
İTO'da Yönetim Anlayışı Değişmeli
İstanbul Ticaret Odası'nın neredeyse 850 bin üyesi olmasına karşın yönetimin yaklaşık 28 bin oy ile belirlenmesinin altını çizen Mustafa Can, yaklaşan seçimlerin salt bir başkanlık yarışından ibaret olmadığını ifade etti. Can, “Bu mesele sadece bir başkan değişikliği değil, yönetim anlayışının kökten dönüşümüdür. Üyelerin sadece aidat ödeyen değil, fikirlerine değer verilen, projeleri desteklenen ve yönetime kolayca ulaşabilen paydaşlar olarak konumlandırıldığı bir İTO hayata geçirilmelidir” dedi. Şeffaflık, liyakat ve iştiraklerin verimliliğinin öncelikli değişim alanları olduğunu vurgulayan Can, bütçelerin, ihalelerin, harcamaların, iştirak performanslarının ve yönetim kararlarının düzenli olarak üyelerle paylaşılması gerektiğini savundu. Atamalarda kişisel ilişkiler yerine bilgi, tecrübe ve başarı kriterlerinin esas alınması gerektiğini belirten Can, İTO iştiraklerinin üyeler için bir yük olmaktan çıkıp, ekonomik değer üreten yapılar haline getirilmesini önerdi.
KOBİ'lerin İstanbul'daki en büyük sorununun finansmana erişim olduğunu dile getiren Can, mevcut yüksek faiz ortamında yatırım, üretim ve istihdamın zorlaştığını kaydetti. İTO'nun bankalar ve kamu kurumlarıyla iş birliği yaparak ortak finansman modelleri geliştirmesi gerektiğini belirtti. Göreve gelmeleri durumunda, İTO'nun mali tablolarını ve iştiraklerin durumunu üyelerle paylaşacaklarını, sektör bazında istişare toplantıları düzenleyeceklerini, KOBİ'lere özel finansman destek masaları kuracaklarını ve mali disiplini güçlendireceklerini açıkladı. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, e-ticaret ve e-ihracat alanlarında yeni bir dönemin başlaması gerektiğini ifade eden Can, İTO bünyesinde Ticari İstihbarat ve Yapay Zekâ Merkezi kurulması ve “Yapay Zekâ Üniversitesi” vizyonunun hayata geçirilmesi önerisinde bulundu. Can, “Artık rekabet yalnızca ürünle değil, veriyle ve teknolojiyle yapılıyor” diyerek, her işletmenin bir dijital dönüşüm yol haritasına sahip olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, genç ve kadın girişimcilerin sadece eğitimlerle değil; yatırımcılar, mentorlar, finansman kaynakları ve uluslararası pazarlarla da buluşturulması gerektiğini ekledi.
Denizcilikte Belirsizlik En Büyük Maliyet
Kırk yıla yaklaşan denizcilik deneyimiyle sektörel dönüşümü değerlendiren Mustafa Can, Kızıldeniz ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelerin deniz taşımacılığındaki rekabet algısını değiştirdiğini belirtti. Eskiden en düşük navlun teklif eden şirketlerin öne çıktığını hatırlatan Can, günümüzde müşterilerin öncelikli talebinin yüklerinin güvenli ve öngörülebilir bir şekilde varış noktasına ulaşması olduğunu söyledi. Can, “Denizcilikte artık pusulayı sadece kaptan değil, jeopolitik gelişmeler de tayin ediyor. Pandemi, savaşlar, yaptırımlar, liman kapanmaları, siber saldırılar, sigorta maliyetleri ve enerji fiyatları, en büyük maliyet kaleminin artık belirsizlik olduğunu gözler önüne serdi” dedi. Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasının kullanılmasının bazı hatlarda seyir sürelerini 10 ila 15 gün uzattığını, bunun da yakıt, personel, sigorta, karbon ve filo maliyetlerini artırdığını ifade etti. Şirketlerin artık siparişlerini daha erken verdiğini, stoklarını artırdığını ve alternatif tedarik zincirleri oluşturduğunu belirten Can, “Tam zamanında üretim” anlayışının yerini giderek “her ihtimale karşı hazırlıklı olma” modeline bıraktığını söyledi. Türkiye'nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları, liman altyapısı ve stratejik konumuyla bölgesel bir lojistik merkezi olabileceğini vurgulayan Can, doğru yatırımlar ve uzun vadeli bir denizcilik politikasıyla önemli fırsatlar yakalanabileceğini ekledi.
Yeni gemi arzının artmasıyla navlun fiyatlarında baskı oluşabileceğine dikkat çeken Mustafa Can, denizciliğin döngüsel bir sektör olduğunu hatırlattı. Yüksek navlun dönemlerinde kontrolsüz borçlanmanın ve aşırı filo büyütmenin ciddi risk taşıdığını belirten Can, şirketlerin yakıt tüketimi, bakım, rota optimizasyonu, mürettebat verimliliği ve nakit yönetimine odaklanması gerektiğini vurguladı. Yapay zekâ ve veri analizinin önümüzdeki beş yılda şirketler arasındaki farkı belirleyeceğini söyleyen Can, dijital sistemlerin hava koşullarından liman yoğunluğuna, yakıt tüketiminden makine arızalarına kadar birçok unsuru önceden analiz edebildiğini belirtti. “Yakıtı en ucuza alan değil, veriyi en doğru kullanan kazanacak. Çünkü veri, denizciliğin yeni yakıtıdır” diyen Can, gelecekte büyük armatörlerin 24 saat çalışan yapay zekâ operasyon merkezlerine sahip olacağını ifade etti.
Yeşil Dönüşüm Ticari Bir Zorunluluk
Karbon ayak izinin artık navlun tercihlerinde fiyat ve teslim süresi kadar önemli hale geldiğini belirten Mustafa Can, Türk denizcilik sektörünün kriz yönetiminde güçlü olduğunu ancak yeşil dönüşümde finansman, teknoloji ve ölçek sorunları yaşadığını söyledi. Mevcut gemilerde rota optimizasyonu, hız yönetimi, bakım, gövde temizliği ve dijital yakıt takibiyle önemli tasarruf sağlanabileceğini ifade eden Can, karbon ölçümü ve raporlamanın profesyonel şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Devlet, bankalar, Türk Eximbank, tersaneler, üniversiteler ve denizcilik şirketlerinin ortak bir dönüşüm programında buluşması gerektiğini vurguladı. İTO üyelerine seçimlere katılım çağrısında bulunan Mustafa Can, sözlerini şöyle tamamladı: “Güçlü bir İTO'nun yolu güçlü katılımdan geçer. Denizcilikte ise başarı büyük gemilere sahip olmakla değil, büyük fırtınaları doğru yönetebilmekle ölçülür. Geleceği; en büyük olanlar değil, en doğru kararları alanlar inşa edecektir.”
İlgili Haberler

ESTA Construction ENR Sıralamasında Yükselişini Sürdürdü

Dubai Turizmi Zirvede: Türkiye İçin Yeni Fırsatlar

Sürdürülebilir Turizm Zirvesi 2027'de İzmir'de

